FilmTurkey
English · | ·Türkçe
Bagımsız Filmler...
Artvin-2 Cihat BİLEN tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 17 Temmuz 2010 17:05

Merhabalar ...

Herkesi çok özledigimi belirtmek isterim...

Bunu hep söylüyorum ama yinede... Bana da bi ekipman verildi, kime lazım olursa kulanabilir...

Bloga yazma sebebime gelince ;

Artık ayaklarımız yere basıyor ve bagımsız olarak bir şeyler yapmalıyız diye düşünüyorum.

Bu sebeple geçtigimiz hafta tamamlamış oldugum yeni belgeseli ve bundan sonra çekecegim belgesel hakkında birazcık bilgi vermek istiyorum...

KANIMIZI VERiriz SUyumuzu VERmeyiz...!

http://www.facebook.com/?sk=events#!/video/video.php?v=1480076477345&ref=mf

Artvin merkeze bağlı Sarıbudak(Melo) köyünün, Melo deresi üzerine su debisinin HES yapımı için düşük olmasına ragmen HES yapımı istenmektetir.
Bununla ilgili köylülerin mücadelesinin öyküsü. . .
Yazan&Yöneten
Cihat BİLEN

Süre:20dk(15 dk düşürecem )

Destekçiler:
Yeşil Artvin Dernegi ve Oruçlu köyü Gençlik Dernegi

 

Artvin'de ekip oluşturmakta sıkıntı çekiyorum ve bunun için birlikte birşeyler yapacagım arkadaşlar arıyorum... Yeni projem; geçen hafta tamamladıgım belgeseli biraz daha geliştirimek ve bu baglamda ilk uzun belgeselimi yapmak istiyorum...

SİNOPSİS...

Üç köyün hikayesini bilir misiniz?

Onların bile unutugu hikayelerini...

Birbirinden habersiz aynı dereden ekmeklerini çıkartan üçköyün...

Sessiz ve sakin bir hayata sahipken enerji gereklili adı altında yapılacak Hidroelektirik Santrallerle(HES) köylerinden evlerinden ve kültürlerinden koparıllacak üçköyün....

Türkiye'nin en çok göç veren illerinden biri olan Artvin'in Meydancık beldesine bağlı üçköyü...

Birinci köyümüz; HES'in yapılması için Su kullanım hakkını almış ama henüz  inşaatına başlanmamış bir köy...

İkinci köyümüzde;HES inşaatına başlınmış mahkemece yürütmeyi durdurma kararı almış olsada halen inşaatına devam eden bir köy...

Üçüncü köyümüzde ise; HES yapımı tamamlanmış ve elektirik üretimine başlanmış...

Aslında hepsinin derdi aynı...'SUsuzluk'

Geçen sene çektigimiz belgeselde köy sular altında kalıyordu şimdi ise sussuzluktan kuruyor...(Artvin'de resmi rakamlara göre 138 tane Hes projesi düşünülmekte Türkiye'de ise bu sayı 2 bin küsür ve Türkiye genelindeki bütün Hesler tamamlansa bile enerji ihtiyacının yalnızca %1ni karşılıyo oysa enerji nakil hatlarındaki kayıp %25 ve kaçak kullanım %15; toplamda %40lık bir kayıp söz konusuyken %1lik üretim için bu yıkım neden? )

 

Yukarda sinopsisini yazdıgım projenin bütçesini haletmek üzereyim ve önümüzdeki hafta çekimlere başlamayı düşünüyorum ...Çekimler ilk bahara kadar belirli peryotlarda devam edecek...

Bu projeyle ilgili birlikte birşeyler yapmak isteyen arkadaşlar bana 05052868564 ve bilencihat@gmail .com adreslerinde ulaşabilirler...

Birde  sinemArt diye bir topluluk kurduk Agustos'tan sonra ilk uzun kurmaca filmimizi de çekecegiz... Bununla ilgili bilgileri http://sinemartekibi.blogspot.com/ burdan takip edebilirsiniz...

Şimdilik hoşçakalın...

Artvinden sevgiler selamlar...

 
PAY-LAŞ-MAK....
çemkirik tarafından yazıldı.   
Pazar, 04 Temmuz 2010 13:34

merhaba
kullanılmayan bilgi gerçekten unutuluyormuş.bayağı zamandır blog şifremi hatırlamaya çalışıyordum sonunda deneye deneye buldum.atölye malzemelri dağıtılmış kime ne verilmiş nasıl olmuş pek bilmiyorum ama bildiğim tek şey atölyeye katılıp orda eğitim alan arkadaşlar -bu mesleğin öncecilik,önde olma ,' BEN ' hastalığnı rağmen - paylaşmayı ögrendiler ve uyguladılar ve nihayet atölyenin sonunda paylaşmayı bilenler paylaşarak üretiklerini büyük keyifle izledi.
Atölye bitti şimdi bize yakışan bu paylaşımı sürdürmektir birbirimiz hakkında şu şunu almış buna bunu vermişler bana vermediler demek yerine kim ne almış sorup öğrenelim.malzemeyi alan arkadaşlarda tıpkı caner'in yaptığı gibi ya ben malzeme aldım ama sizinle paylaşırım demeli bence.bunları yaparsak sanırım ortada sorun kalmaz. bunu yapmazsakta iletişimci gençlerin iletişimsizlik yüzünden kısır tartışmalarla yıpranması sorunu dağ gibi durur karşımızda...
ben bu gülerde tatlı bir telaş ve heyacan içerisindeyim çünkü yaz sezonunu ayırdığım belgesel projemin ön hazırlık kısmını bitirdim ve sıra o uzun ama heyecen dolu yola çıkmaya geldi.belgesel süresince tuncelide olacağım olurda yolu düşen olursa ya da atölyede dersimli olan ve bu yaz dersimde olan varsa bana ulaşsın lütfen.
( Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir )
sevgiler...

 
Filmturkey'li Olmak! :)
Zeynep Nihan Yamı tarafından yazıldı.   
Perşembe, 01 Temmuz 2010 21:32

Çok uzun süredir bloga yazı yazmak istiyordum fakat hiç fırsat bulamadım. Ve bu arada o kadar çok gelişme oldu ki projemizde, hepsini teker teker anlatmam çok uzun sürer. Ama bütün yaşanan olaylardan sonra proje benim için tek kelime ile 'inanılmaz'dı.

Haksızlıklardan müzdarip veya başka sebeplerle projeden memnun olmayan arkadaşlar var.. Neden bilmiyorum ama bana çok kötü görünen birşey yoktu projemizde. Tabi ki çok sıkıntılı günler geçirdim ama özellikle Nefin Hocamı ve ekip arkadaşlarımı gerçekten çok özlüyorum. Herşey çok eğlenceli ve tam olmasını istediğim gibiydi. Bütün yorgunlukları, koşuşturmacaları özlüyorum, hatta yaşadığım o kokunç stresli günleri de:)

Bu kadar özlem duyan bir tek ben değilim tabi ki. Tekrar tekrar görüşmek, irtibatı koparmamak istiyoruz ve bu nedenle katılabilecek tüm proje arkadaşlarımla İstanbul'da bir buluşma organizasyonu yapmayı düşünüyoruz! Daha önce pek çok sefer bunun hayalini kurduk zaten ama yaz geldi artık, bu hayali gerçekleştirmeliyiz!

Ayrıca biz İstanbul'dayken Nefin Hocamın belgeseli tamamlanmış olsa ne kadar güzel olur! O kadar merak ediyorum ki ortaya nasıl bir film çıkacağını. Umarım buluşma planımız gerçekleşir ve ne kadar muhteşem vakit geçirdiğimizi buraya yazarım:)

 
Merhaba
FilmTurkey tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 07 Haziran 2010 00:00
Merhaba,
Özellikle ekipman dağıtımı konusunda fikirlerimi sunmak istiyorum.
Bana da bi ekipman verildi (doğru ya da yanlış). Antakya da,Antalya da ve İstanbul da Sinema Toplulukları kurdum ya da içlerinde bulundum .Bu ekipmanla şimdiden 11 kısa film çektim.


Peki kaç tanesinde yönetmen olduğumu biliyor musunuz?

Sadece birinde...

Ne diye 10 tane adamı ekipmanımı kullandıkları halde yönetmen yapayım ki? En fazla senaryo ya isimlerini yazar avuturdum.

Hak hukuk meselesinde ise... Bu projenin bir iç tüzüğü yok. Etik açıdan da bir sıkıntı yok bence. Şimdiye kadar çoğumuz kimselerin milyarlar döktüğü eğitimleri bedavaya aldık.

Bana ekipman verildi evet. Ona göre hakettim buna göre etmedim. Peki bunu kim belirliyor? Amerika'ya giderken oraya gitmeyi kaçımız haketti? kaçımız etmedi?

Peki gidenlerin içinde niçin sadece ben eleştiriyordum o zaman bu hak hukuk mevzusunu da... Çok yetenekli birkaç arkadaşımın gitmediği için üzülüyordum. Herkes niçin havasına bakıyordu?

Kimseyi eleştirmek istemiyorum. Söylemek istediğim tek şey gerçekten hepimizin fazlasıyla kâr da olduğudur. Yine de istanbul'da ya da civarında filmturkey üyesi olsun ya da olmasın dayanışmaya ihtiyacı varsa bana ulaşabilir...

Sevgilerle kalın

Caner Apiş

 
Bende DEK istiyorum evde sıkldıkça EYÇDİVİ yapacağım!
cebeci tarafından yazıldı.   
Pazar, 23 Mayıs 2010 00:01

Herkese merhabalar

Ben aslında projenin başlarında blog açmış şifresini unutmuş bir daha da girememiş ve aslında pekte umursamamış birisiyim…
Fakat girip baktığımda baya ciddi yazışmaların yazıldığını fark ettim ve benim yazacağım yazının da ciddiye alınması için şimdi yazmam gerektiğine inanıyorum..
Yazma sebebim ise bir arkadaşımla muhabbet esnasında projede hoşumuza gitmeyen bazı gidişatların olduğunu fark etmemizdir..
Bunu dile getirmemiz gerektiğini düşünerek yazmaya karar verdik lafa nasıl gireceğimi bilemiyorum kimseye haksızlık ve saygısızlık etmek istemiyorum fakat bu projede herkese eşit davranılması gerektiğini ve bunun hocalarımız tarafından prensip edinmiş olmaları gerektiğin düşünerek içime oturmuş olan bu durumdan sizlere ve buradan projeyle ilgilen herkese yakınıyorum bazı arkadaşlarımızın şahsına bilgisayarlar ve hatta kameralar verilmesi (evet bunlara ihtiyacım var yada yok) fakat neye göre bu araç ve gereçler şahsi olarak dağıtıldı pek anlam vermiş değilim bu konuda kafamda birçok soru işareti var . Belirttiğim gibi kimseyi kırmak ve terbiyesizli yapmak istemiyorum, fakat eşitsizliğin yıkıldığına dair bir fikir belirmiş durumda şuan kafamda , lütfen bunu yıkın. Zor olsa da ayrıca Artvin de şahsi olarak verilen bilgisayar yerine Artvin deki öğrencilerin kullanması için bir bilgisayar gönderildiğini ve bununda yolda gelirken kırıp bozulduğunu ve halen daha temin edilmediğini de yeni öğrenmiş bulunmaktayım gerçekten çok ilginç …Evet bu seneki durumum nedeniyle aktif olmayabilirim fakat bu benim ileride hiç çekim yapmayacağım anlamına gelmiyor gereğinin yapılmasını rica ediyorum...

Teşekkür ediyorum saygılarımda,

Artvin 1 Ceren Cebeci

 
Gençlerin film yapım atölyesi!
FilmTurkey tarafından yazıldı.   
Pazar, 23 Mayıs 2010 00:00

Merhabalar ,

Uzun aradan sonra neden bu yazıyı yazdığımı açıklamak istiyorum ilk önce.
Bu yazıyı yazıyorum çünkü bazılarımız proje bitiminden itibaren proje üyelerine verilen kameralar ve diğer malzemelerden diğerleri kadar faydalanamamaktadır.
Hepimizin az çok emeği olduğunu düşünüyorum.. Bu emeklerin çoğu boş hayaller için, eğlenmek için veya zaman öldürmek için değil film çekmek işini devam ettirebilmek içindi ...
Peki şimdi ne mi oluyor? Nasıl mı proje içinde ötekiler olarak kalıyoruz ?
Anlatayım istanbul'da bu sene 5 proje üyesi yaşıyor. Çok değil 6 ay kadar sonra kendi tanıdığım proje üyelerinden 5 kişi daha istanbul'a yaşamak için dönecek. Bir de üniversite sınavından sonra İstanbul'a yerleşecek olan arkdaşlar var ki benim tanımadığım belli sebeplerden İstanbul'a yerleşecek arkdaşlarımızda olabilir. Belki bazılarınız şöyle düşünebilir : ' Bu projenin sınırları illeri bellidir , oralarda film çekilebilmesi çok normal. '
Ben bu arkadaşlara o zaman başka bir soru sormak isterim . Bu proje'' İllerimizi geliştirelim projese miydi? Yoksa gençlerimizi geliştirelim projesi mi?'' diye.

Hatta bazılarıda şöyle düşünebilir '' Bu ne cürret ki ? Senin işin gücün mü yok İstanul'da bu kadar insan yaşıyormuş madem onların hepsinin hakkını aramak sana mı düştü. O zaman kim nerde yaşarsa her ilimize bir kamera göndersinler dimi ama... ''

Efendim evet bunu söylemeye cüret ediyorum ... Bence hepiniz bu cüreti kendinizde bulabilirsiniz ÇÜNKÜ bazı illerimizdeki öğrencilerin şahsına malzemeler veriliyor... ' Alın bu malzeme sizin olsun deniliyor...' Madem bunu yapmaya cüret ediliyor bende istanbuldakilerin hakkını aramaya cürret ediyorum ! Kendi hakkımı aramaya cüret ediyorum..

Ben film çekmeye devam etmek istiyorum. Bunun için Edirneye gidebilme imkanım olmuyor malesef zaten gitsemde o ildeki kameraları alıp film çekmek için İstanbul'a gelemiyeceğim... Yanlış anlaşılmasınıda istemem ben şahsıma istemiyorum bu malzemeleri.. Bir kaç insanın şahsına verilebiliyorsa bu malzemeler çoğu kişinin ikamet ettiği bu ilimizde de bir kamera olması lazım diye düşünmekteyim.

Bilerek isim veya il isimleri vermek istemedim saygızlık yapmak istemem. Ama birebir konuştuğum insanlar bile var bu malzemelerin şahıslara verilmesiyle ilgili olarak...

Teşekkür ederim.
Zamanınızın bir bölümünü okumaya ayırdığınız için.

)

 

 
Uzun bir aradan sonra
kırdımlebbes tarafından yazıldı.   
Perşembe, 07 Ocak 2010 00:00

Uzun bir aradan sonra bloga yazacağım muhtemel son yazıyla hepinize merhaba!

Filmturkey projesi Ankara'da ki sertifika töreniyle beraber bizim için bitti. Bu bitişin ayrılıklarla beraber hüzünlü olmasının yanı sıra bize öğrettikleriyle beraber yeni bir başlangıç için benim için çok güzel bir anlamı var.

Buna ek olarak kendilerine verilen değeri suistimal edip, kendi değerlerini düşüren birkaç arkadaşın ve kendilerine verilen değerin altındaki potansiyele sahip bazı arkadaşların dışında başarılı bir projeydi...

Proje boyunca bize film çekmeyi öğreten, film çekmemize yardım eden, filmimizde hiçbir karşılık istemeden oynayan, müziklerini karşılıksız bağışlayan herkese tekrar teşekür ederek bundan sonraki süreçte sinemayla yollarını devam ettirebilecek arkadaşlarıma başarılar diliyorum...

 
Zamanın Öğreticiliği Üzerine Bir Yazı...
Miyase Aslantaş tarafından yazıldı.   
Pazar, 03 Ocak 2010 00:00

Neleri öğretmedi ki zaman;kimi zaman zorla,kimi zaman isteyerek,kimi zaman da tesadüfen!
İlk önce,yaşarken fark edemediğimiz en büyük değerin çocukluğumuz olduğunu ve büyümenin onaylamadığımız bir mecburiyetten kaynaklandığını;acemi yaşlarda önemsemediğimiz,altı üstü sadece bir deyim diye nerede kullanacağımızı bile tam olarak bilmediğimiz sözcüklerin,büyüdükçe en davetsiz misafir olarak ömrümüzün baş köşesine kurulduklarını;sadece sözcük olmaktan çıkıp birebir hissettiğiniz birer olgu haline dönüştüğünü öğrenmediniz mi?
Burunda mı sızlar dediğimiz çağları atlatıp sualsiz hasrete sarılınca; kemiklerimizin yerlerinden memnuniyetsizce şaha kalktığını;ya da yangınları söndürmek için kullandığımız suyun yakabilme ihtimaline gülerken, yanaklarımızdan aşağı süzülen birer göz yaşına dönüşen damlalarla beraber yanaklarınızın nasıl da alev aldığını öğrenmediniz mi?
Neleri öğretmedi ki zaman;kimsesiz kalmayı,kendinize göz kulak,ana baba,kardeş olmayı;yalnızlık denen menfur şeyi sevmeye çalışmayı, öğrenmediniz mi?
Hayata karşı hiç ağlamamışken,hiç kaybetmemişken, bir ana bir ömürlük göz yaşının sığabileceğini;bırakın savaşlarda kaybetmeyi,en haklı olduğunuz davalarda,barışlarda bile kaybetmenin sıradanlaştığını öğrenmediniz mi?
Zaman canavarının elinde bir bir azalırken,elinizde kalanlara daha sıkı sarılmayı,hiç gitmeyip,ebedi kalmak istediğiniz yerlerden bir sürü nedenin getirdiği mecburiyetle içiniz kan ağlarken gülerek gidebilmenin formüllerini öğrenmediniz mi?
Neleri öğretmedi ki zaman.Günü birlik ilişkilerde piyon olmayı,bu sevdadır diye ateşe boylu boyunca sarılmayı,karşımızdakini sevmenin onu tanımak olmadığını,başkalarına benzemek uğruna kimliksiz kalmayı,tatminsiz egolar yüzünden ertelenmeleri öğrenmediniz mi?Cumhurbaşkanı da olsanız, eğer paranız yoksa, başkalarının gözünde aslında hiçbir şey olamadığınızı; ve paranın da kifayetsiz kimlikleri nasılda adam ettiğini örenmediniz mi?
Neleri öğretmedi ki zaman; kimi zaman zorla,kimi zaman isteyerek,kimi zamanda tesadüfen…
“Zamanın öğreticiliğinden nasibinizi henüz almamışsanız şanslısınız, lütfen bu şansı iyi işler için kullanın.En iyi öğretmen olan zaman, vazgeçilmez öğrencilerinden biri olarak sizi seçmişse de, ne olur unutmayın; Hayat her şeye rağmen yaşamaya değer”…

 
Godoşu Beklerken
alibozan tarafından yazıldı.   
Perşembe, 17 Aralık 2009 00:00

''waiting for godoş''
'GODOŞU BEKLERKEN'
 
Amerika Bizi Böyle mi Tanıyacak :(
çemkirik tarafından yazıldı.   
Perşembe, 03 Aralık 2009 00:00
filmler bitti şimdi sıra seyirciyle buluşmaya insanlardan yorum almaya geldi.boğaziçi üniversitesindeki gösterime katıldım.orada insanlar sırayla izledikleri filmler hakkında yorumlar yaptılar.sıra bizim filmimize geldi edirne 1 in filmi seyirciyle buluştu buluşmasına da bi sıkıntı vardı kimse sonunda yorum yapmıyordu tabi o kısa arada bi düşünce yedi bitirdi kafamı kendi kendime 'ne oluyo kimse filmden bişey anlamadı galiba ' dedim ama biraz sonra aklıma ikinci ve daha güçlü olan ihtimal geldi.filmimize ilkokul ögrencilerine her sabah okutulan öğrenci andını konu almıştık.biz böyle bir konuyu seçtik ve işledik ama orda anladımki insanlar bu konuyu işlemeye yorumlayıp eleştirmeye çekiniyordu.sonunda beklediğim şey oldu ve birileri yorum yaptı 'çok dogru bir konuya değinmişsiniz ülkemizde olmasını istemediğimiz birşey ama malesef bu var 'dediler.o zaman birinci ihtimalin geçerliliğini yitirdiğini anladım da içime su serpildi:) tabi ikinci ihtimalin doğru olmasıda üzdü beni ülkede yanlış olan şeylere yanlış olduğunu bile bile hiçbirşey dememek,susmak...
tabi hiç susmayanlar filmlerin hiçbirini beğenmedim diyenlerde oldu.amerika bizi bu filmlerle mi tanıyacak diye soranlar da oldu.filmlerimiz tabiki beğenilmeyebilir biz bir iş yaptık diye herkes beğenecek demiyoruz ama beğenmeme nedeni amerikanın bizi bu filmlerle tanıyacak olmasından doğan bir beğenisizlikse orada bizim söyleyecek sözümüz olmalı diye düşünüyorum.
bu soruyla çok karşılaşacağız festivallerde arkadaşlar bence hepimizin bu soruya verecek yanıtı olmalı.ben bu soruya şöle cevap verdim.benim için amerikanın türkiye de yaşanan ve bizim filmlerimize konu olan olaylar hakkında ne düşündüğünün çokta önemi yok;çünkü daha önemli bir şey var benim için biz türkiyede yaşayan vatandaşlar olarak bu olaylar hakkında ne düşünüyoruz neler yapıyoruz?bu bence daha önemli bir soru ve sorun...
yani artvin belgeselini izledim türkiyenin yarısının haberi yoktur artvinde barajlar yapılıyormusta insanlar yüzlerce yıldır yaşadıkları topraklardan ediliyorlarmısta mağdur oluyorlarmışta yani bundan hangimizin haberi var.bizim ülkemizde bu sebepten dolayı üzülen dahası magdur olan insanlar var biz bunu düşünüp çare aramazken amerika bizi barajlarımızla tanısa ne olur?evden kaçan kızların belgeseli,işsizlikle ilgili olan film yani gerçekler bunlar biz bu gerçekleri görmezden gelmeye devam edelim bir yandan da dört dörtlük bir ülkede yaşıyormuşuz gibi gizlensin gerçekler öyle mi?gerçekleri gösteren bir şey yapılınca da beğenmedim diyelim!
sonra bir diğer konu amerikanın ırakta yaptıkları ortada amerika desteğiyle insan haklarını anlatmaya çalışmak ne kadar dogru diye soruyor insanlar.evet amerikanın yaptıklarından hepimiz haberdarız.bizde bu filmleri çektikki insan haklarını hem amerika hem de türkiye bir kez daha hatırlasın.amerika olmasaydı bu projeyi yapan başka bir ülke olacaktı belkı.yani bizler bu projeye katıldık diye amerikancı mı olduk amerikanın yaptıklarını savunuyoruz anlamına mı geliyor?tabiki hayır.bugun bu projenın uygulandığı yer adana olsaydı ve ben oradan katılsaydım incirlik üssü ile alakalı bir film çekerdim ve oradan kalkan uçakların her havalanışında ırakta kaç çoçuğun öldüğünü ve türkiyenin bu işe nasıl ortak olduğunu anlatırdım.
işte böyle şeylerle karşılaştık ve karşılaşacağız arkadaşlar bu tartışmalar olması gereken şeyler en azından tartışılması bile güzel insanların herşeyi kabullenip oturması etraflarındaki herşeye tepkisiz kalmasını düşünsenize ne korkunç bir olay...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 9